1. Alıntı - Çarşaflı Hanife Bölüm - 2


    Tarih: 8.03.2020, Kategoriler: Röntgenci Tabu, Anal Yazar: girl_hunter, Kaynak: xHamster

    Beklediğim fırsat iki hafta kadar sonra geldi. Faruk abi bir cenaze nedeniyle İstanbul’a gideceğini söyledi. “Ben dönene kadar sen dükkâna göz kulak olursun, arada hanım da gelecek, bir şey lazım falan olursa sen ilgilenir misin?” deyince, “Ne demek abi, gözün arkada kalmasın!” dedim keyifle. Altın bir fırsattı bu ve mutlaka değerlendirmeliydim. O süre boyunca Hanife’yi sikme hayalleri kurmuş, arada bir resim ve videolara bakarak 31 çekmiştim.
    
    Ertesi gün çalışırken kapı açıldı ve Hanife girdi içeri. Birden karşımda görünce şaşırdım ve heyecanlandım. Yine siyah çarşafını giymişti. Beyaz yüzü görünüyordu sadece. Selam verip dükkânın kepenklerini açıp açamayacağımı sordu. “Ne demek, hemen!” dedim. Anahtarları ucundan tutarak uzattı, elinin elime değmesinden çekiniyordu. Paslanmış kepenkleri kaldırdım. Hanife teşekkür edip içeri geçtikten sonra ben de işime döndüm.
    
    Koltuğa oturdum, ama aklım Hanife’deydi. Hemen yanı başımdaydı. Üstelik tek başınaydı. Fırsat ayağıma gelmişti, ama bu sefer de nasıl adım atmam gerektiğine karar veremiyordum. Ancak kapı açılıp da yeniden onu karşımda görünce işleri oluruna bırakmaya karar verdim. “Bizim dükkânda çay bitmiş, sizde varsa biraz alabilir miyim?” diye sordu. “Abla eğer istersen hiç demleme, ben yeni demlemiştim zaten, getireyim bir bardak!” dediğimde, “Zahmet olmasın size!” diyerek olmaz gibilerden teşekkür etti, ama ben ısrar edince kabul ederek geri döndü.
    
    Hemen bir bardak sıcak çay doldurdum, yanına da birkaç parça bisküvi ...
    ... koyup, küçük bir tepsiyle götürdüm. Hanife, “Allah razı olsun, sağ olun!” derken masasına bıraktım. Bana, “Siz içmiyor musunuz?” deyince, “Ben içerde içerim.” dedim. İlk andan onu ürkütmek istemiyordum. “Siz de bir bardak alın kendinize, beraber içelim!” deyince, içimden (Canıma minnet!) dedim. “Peki öyleyse, getireyim!” diyerek gidip kendime de bir bardak çay aldım.
    
    Yıllardır komşuyduk ve tanıyorduk birbirimizi. O nedenle benden çekinmiyordu. Ancak benim kendisiyle ilgili kurduğum hayalleri, planları bilmiyordu. Bir süre havadan sudan konuştuk. Karımı ve çocuklarımı sordu. Ben de kızlarını sordum. Dakikalar ilerleyip de çaylarımız bittiğinde artık konuya girme vaktinin geldiğini anladım.
    
    “Geçen Faruk abi bilgisayarını getirmişti. Arızalanmış, virüs girmiş içine, tamir etmemi istedi. Ben de hallettim. Ama o ara bir şeyler buldum bilgisayarında, çok acayip şeyler!” dediğimde Hanife’nin yüzü değişti birden. Sanki söyleyeceklerimi anlamış yada tahmin ediyormuş gibi, “Siz gitseniz iyi olur bence!” dedi. “Giderim, sorun yok. Ama gitmem senin için iyi olmaz!” dedim kalkarken. Göz bebekleri fırıl fırıl dönüyor, beyaz yüzü renkten renge giriyordu. Kocasının bilgisayarındaki resim ve videolardan haberi vardı anlaşılan.
    
    “Ne demek bu?” diye sordu titreyen sesiyle. “Cevabı merak ediyorsan benim dükkâna gel!” dediğimde ayağa kalkıp, “Koray Bey!” dedi kıpkırmızı yüzüyle. “Allah aşkına, ne yapmaya çalışıyorsun?” dedi ağlamaklı bir halde. Hanife ben daha bir şey demeden meselenin ne ...
«1234»